aralamak

aralamak, arasını bulmak, barıçtırmak I, 309bkz: arılamak

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • aralamak — i 1) İki şey arasında açıklık oluşturmak, yarı açmak Kapısını hafifçe araladı. F. R. Atay 2) Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek Şu sandalyeleri biraz aralayınız. 3) hlk. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aralamak — ara edüp ayırmak, aralık etmek, tefrik ve cida etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapı aralamak — bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • arılamak — aralamak, I, 308bkz: aralamak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • aralık etmek — aralamak, yarı açmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dargamak — aralamak, ayırmak …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • aralama — is. Aralamak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aralayıvermek — i Çabucak aralamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıtlatmak — i 1) Bir şeyden çıt sesi çıkarmak Asabiyetle parmaklarını çıtlattı. A. Gündüz 2) Antep fıstığının kabuğunu aralamak 3) İş parçalarının bazı yerlerini oyup çıkarmadan makasla kesmek 4) i, e, mec. Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ancak sezdirecek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapı — is. 1) Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı 2) Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık 3) Tavla oyununda iki pul üst üste… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.